Gürültünün İçinden Sağ Çıkan Planlar

Sosyal medya ilk bakışta hafif bir oyun gibi durur. Kaydır, gül, geç. Ama iş ciddiye bindiğinde tablo değişir. Mesajlar artar. Talepler üst üste gelir. Herkes bir şey ister. İşte influencer ajansı tam bu noktada devreye girer. Ortalığı toparlayan bir masa gibidir. Herkes konuşur, ajans dinler. Sonra gereksiz cümleleri siler. Kalanla yol alır. Gürültüyü azaltmak bazen en büyük hizmettir.

Markalar genelde ne istediklerini bildiklerini sanır. “Daha çok görünelim” derler. “Satış artsın” diye eklerler. Ama bu cümleler hamdır. Ajans bu ham talepleri pişirir. Hangi kitle, hangi platform, hangi dil? Bunlar netleşmeden iş yürümez. Sosyal medya rastgele atılan adımları sevmez. Bunu ajans bilir. O yüzden aceleyle verilen kararları yavaşlatır. Hızlı olmakla doğru olmak aynı şey değildir.

İçerik üreticiler için ajans bazen görünmeyen bir sigorta gibidir. Her gün yaratıcı olmak dışarıdan kolay görünür. Ama zihin de kas gibidir, yorulur. Ajans bu yorgunluğu görür. Takvimi buna göre ayarlar. “Bugün paylaşma” dediği anlar olur. Bu cümle rahatlatır. Çünkü takipçi zorlanan içeriği anında hisseder. Samimiyet kayboldu mu geri dönüş zorlaşır. Ajans bu riski baştan keser.

Eşleşme konusu işin bel kemiğidir. Yanlış marka, doğru içerik üreticiyi bile tökezletir. Takipçi sorar. “Bu neden burada?” Eğer cevap net değilse güven sarsılır. Ajans bu sorunun hiç sorulmamasını ister. Markanın diliyle influencer’ın tonu yan yana duruyor mu diye bakar. Durmuyorsa iş başlamaz. Bütçe cazip olabilir. Ama itibar daha pahalıdır. Ajans bu hesabı yapar.

Zamanlama meselesi çoğu kişinin hafife aldığı bir detaydır. Oysa yanlış günde atılan doğru paylaşım bile etkisiz kalır. Gündem değişir. Ruh hâli değişir. Ajans bunu izler. Planları anlık günceller. Gerekirse her şeyi iptal eder. Bu kararlar dışarıdan sert görünür. Ama sosyal medyada yanlış anın bedeli ağırdır. Ajans bunu daha önce gördüğü için tereddüt etmez.

Kriz anları ajansların gerçek sınavıdır. Bir kelime yanlış anlaşılır. Eski bir paylaşım yeniden dolaşıma girer. Yorumlar sertleşir. Ajans burada paniklemez. Uzun savunmalar yazmaz. Kısa düşünür. Net karar alır. Bazen susar. Bazen tek cümle yeter. Her duruma aynı çözüm uygulanmaz. Tecrübe burada devreye girer. Sakin kalmak çoğu zaman yangını söndürür.

Türkiye’de influencer ajansı kavramı hâlâ tam oturmuş sayılmaz. Çoğu kişi ajansı sadece aracı sanır. Oysa ajans bir denge ustasıdır. Markanın ticari beklentisi ile içerik üreticinin doğal sesi arasında ince bir çizgi vardır. Ajans o çizgide yürür. Biri fazla bastırırsa düşülür. Ajans bunu önceden hisseder. Kimse fark etmezse bu iyiye işarettir. Demek ki işler yolunda gidiyordur.

En sorunsuz kampanyalar genelde sessiz ilerler. Kimse sürekli mesaj atmaz. Kimse paniğe kapılmaz. Herkes rolünü bilir. Paylaşım akar. Tepkiler doğal gelir. Sonra rakamlar konuşur. O an herkes aynı soruyu sorar. “Bu neden bu kadar rahat oldu?” Çünkü perde arkasında biri sürekli küçük ayarlar yapmıştır. Görünmeyen vidaları sıkmıştır. Sosyal medya sahne gibidir. Işıklar parlaktır. Ama oyunu ayakta tutanlar, kuliste ter dökenlerdir.